GİRİŞ
Tarıma dayalı endüstri üretilen her türlü
tarımsal ürünün işlenmesini ve değerlendirilmesini hedef alan bir endüstridir.
Tarımsal teknoloji ise her çeşit bitkisel ve hayvansal ürünlerin çeşitli mamul
maddelere işlenmesi ve dönüştürülmesi tekniğidir. Tarımsal teknoloji denilince
de ilk akıla gelen “Gıda Teknolojisi” dir. Tarımsal ürünlerin büyük çoğunluğu
gıda kaynağı olarak kullanılmak üzere üretilmektedir.
Gıda, insanoğlunun varlığını
sürdürebilmesi, büyümesi, çoğalması, ekonomik etkinlikte
bulunabilmesi için gerekli olan besin
öğelerinin (protein, yağ, karbonhidrat, vitamin, mineral madde v.s) kaynağını
oluşturan her türlü yiyecek ve içeceğe denilmektedir.
Gıda Bilimi ve Teknolojisi ise bu
maddelerin üretimi, işlenmesi, değerlendirilmesi, muhafazası, ambalajlanması,
nakliyesi ve tüketimini konu alan bilim dalıdır.
Tarımsal üretimin, yetiştiriciliğin ve
tarımsal gelişmenin itici gücü olan gıda bilimi ve teknolojisi aynı zamanda
toplumun sosyo-ekonomik yapısındaki değişimlere,tüketici isteklerine ve
asrımızın gerektirdiği hazır, pratik, kolay tüketim biçimlerine göre süratle
gelişmektedir. Gıda teknolojisinin gelişmesi sonucu sağlanan faydalar aşağıdaki
gibi sıralanabilir;
• Piyasadaki mamul madde gıda çeşidi
artmaktadır.
• Standart ve yüksek kalitede uzun süre
dayanabilen ürünler piyasaya sunulmaktadır.
• Tarımsal ürünlere olan talebin artması
sonucu tarımsal üretim hem miktar hem de kalite olarak artmaktadır.
• Tarımda modernizasyon ve makineleşme
sağlanmaktadır.
• Milli gelir ve hayat standardı
yükselmektedir.
• Sanayileşmede en önemli adım atılmış
olmaktadır.
• Dengeli ve sağlıklı beslenme
gerçekleşmektedir.
• Tarımsal ürünlerin ve gıda maddelerinin
israfı önlenmektedir.
• Hammadde ihracatı yerine mamul madde
ihracı söz konusu olacağından ihracat gelirleri artmaktadır.
• İç piyasada fiyat standardizasyonu
sağlanmaktadır.
• Başta hayvancılık olmak üzere tarımın
diğer kolları da gelişmektedir.
Türkiye'de gıda sanayisindeki mevcut
sorunların tümü ülkenin genel sosyoekonomik yapısı ile ilişkilidir, sorunların
temelinde de her düzeyde eğitim eksikliği vardır. Türk Gıda Sanayisinin ülke
sosyoekonomik yapısını iyileştirme konusunda kayda değer potansiyel gücü
vardır. Bu konudaki temel ve vazgeçilemez koşul devlet ve sanayi kuruluşlarında
-gerek kendi içlerinde gerek karşılıklı olarak- güven ve saygı ilişkisinin
kurulması ve geliştirilmesidir. Devlet ve sanayi örgütleri başta her türlü
haksız rekabet olmak üzere yapısal sorunları çözmek zorundadır.
Önümüzdeki yıllarda dünya nüfus artışının gelişmekte olan ülkelerde çok fazla
olacağı, dünya genelinde beslenme alışkanlıklarının değişeceği, yeni
teknolojilerin ortaya konulacağı ve gelişmiş ülkelerde giderek doğal gıdalara
dönüş ile gelişmekte olan ülkelerde genetik değiştirilmiş gıdaların savaşı olacağı
beklenmektedir. Ziraat Mühendisliği, Gıda Mühendisliği- Gıda Teknikerliği ile
Veteriner Hekimlik eğitim programlarının belirlenmesinde de olası bu
değişiklikler göz önüne alınmalıdır.
Türkiye'nin şansı ekolojik gıdaların
üretimi ve bunların hammaddeye en az zarar veren yeni
teknolojilerle gıda sanayisinde işlenmesi
üzerinedir. Bugüne kadar geleneksel ihraç ürünleri olarak tanımlanan yaş ve
dondurulmuş meyve sebze ürünleri ile zeytinyağı gibi ürünlerin ihracatından çok
daha fazlası bu üretim şekli ile sağlanabilir. Turizm sektörü gibi lokomotif
bir sektörde ekolojik gıdaya yönelik organizasyonlar ihmal edilemeyeceği gibi,
salçanın ne denli genetik değiştirilmiş domatesten elde edildiği
sorgulamalarının başladığı da ihmal edilemez. Geleneksel gıdalar ve probiyotik
gıdalar ile lifli, fonksiyonel, diyet gıdaların üretimi de yine gerek ihraç
şansı gerek Türk insanının beslenmesi açısından önemlidir.
Türkiye'de başta makarna olmak üzere un
ve unlu ürünler, dondurulmuş sebze ve meyveler, domates salçası ve konserveler,
çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru kayısı gibi geleneksel gıda ürünleri üretimi
giderek artmaktadır. Bu ürünler dünyanın pek çok yerine ihraç edilmektedir.
Zeytinyağı ve sofralık zeytin, fındık, şeker ve şekerli ürünler, lokum ve helva
dünya çapında bir üne sahiptir.
Gıda işletmelerinin yaklaşık olarak
%26,6’sı işlenmiş unlu ürünler alt sektöründe faaliyet
göstermektedir. Bu sektörü sırasıyla
%17,9 ile sebze ve meyve işleme ve %14,1 ile süt ve süt
mamulleri alt sektörleri takip
etmektedir. İşletme sayısı en az olan alt sektör ise %0,4 ile gazoz sanayidir.
Un ve unlu ürünler, süt ve ürünleri, meyve-sebze işleme gibi alt sektörlerdeki
oranların yüksek olması, halkın tüketim
alışkanlıklarının yanı sıra gelişmiş teknoloji uygulamayan (değirmen, mandıra,
zeytin salamura işleme vb.) küçük işletmelerin sayısal
fazlalığından da kaynaklanmaktadır.
Gıda sanayisinde hammaddenin önemi son
derece açıktır. Gıda maddelerinin üretiminde kullanılan, birincil üretimden
elde edilen ürün, yarı mamul veya mamul maddeleri elde etmek için kullanılan
maddelerden her biri olarak tanımlanan hammaddenin gıda sanayisindeki önemi
yeni bir kavram değildir. Sadece son zamanlarda öneminin daha fazla
anlaşılmasına bağlı olarak sloganlaştırılmıştır. Her ne kadar bazen hammadde
miktar olarak sanayinin talep ettiğinin çok üzerinde üretiliyor gibi görülmekle
beraber, genel olarak ele alındığında Türk gıda sanayisinde hammadde nitel ve
nicel açıdan yetersizdir. Türk Gıda Sanayisindeki en önemli sorunlardan
birisi de haksız rekabettir. Esas olarak denetim eksikliği ve ceza
uygulamasındaki eksiklere bağlı olarak sigortasız eleman çalıştırma gibi kayıt
dışı yollara başvurma, yasa dışı hammadde ve/veya katkı maddesi ve/veya
koruyucu madde kullanma, arıtma sistemini çalıştırmama gibi daha onlarca hatta
yüzlerce örneği verilebilecek şekillerde kurallara uyan ve uymayan sanayi
kuruluşları arasında asla küçümsenmeyecek düzeyde ve ağırlıklı olarak iç pazara
yönelik ürünlerin üretiminde haksız rekabet vardır. Kurallara uyan
kuruluşlar giderek pes etmekte ve onlarda kurallara uymamaktadırlar. Haksız
rekabet reklamlarda da görülmektedir. Doğal/ katkısız/ natürel gibi sloganlar
yanında aslında meyve suyu ile organik bir ilişkisi olmamakla beraber lüks
otellerde bile ısrarla meyve suyu olduğu iddia edilen meyve aromalı toz
içecekler yerli sanayiyi olumsuz etkilemektedir.
GIDA GÜVENLİĞİ
Gıda güvenliği; Codeks Alimentarius
Uzmanlar Komisyonunun tanımlamasına göre, “sağlıklı ve kusursuz gıda üretimini
sağlamak amacıyla gıdaların; üretim, işleme, muhafaza ve dağıtımları sırasında
gerekli kurallara uyulması ve önlemlerin alınması” dır. Gıda Kanununa göre de
gıda güvenliği; “Gıdalarda olabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve her
türlü zararların bertaraf edilmesi için alınan tedbirler bütünü” dür. Bunlardan
anlaşılacağı gibi Gıda Güvenliği kavramı bir süreçtir ve dolayısı ile
sürdürülebilirliği de kapsamaktadır. Güvenli olmayan gıda maddelerinin insan
sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri kısa sürede (gıda kaynaklı
hastalıklar/zehirlenmeler, barsak enfeksiyonları...) görülebildiği gibi, kanser
vakaları, kalp-damar rahatsızlıkları gibi uzun süreler sonucunda da ortaya
çıkabilmektedir. Böyle kısa ve uzun vadeli sağlık riskleri ile karşılaşmaksızın
tüketiciye güvenilir gıda arzının sağlanması için “tarladan sofraya gıda
güvenliği” anlayışının benimsenmesi vazgeçilmez bir koşul haline gelmiştir.
Gıda güvenliği multidisipliner bir
anlayışla sağlanması gerektiğinden bu zincirde çok farklı meslek grupları da
sistem içinde bulunmak durumundadır. Çiftlikten sofraya anlayışından hareketle
sağlıklı beslenme için öncelikle sağlıklı
ve güvenilir gıda elde
edilmesi gerekmektedir.Güvenli gıda elde etmenin yolu iyi bir hammaddenin
sağlanmasından geçer. Bunun için de birincil üretim diye tabir edilen çiftlik
üretimi kalitesinin artırılması gerekmektedir. Sağlıksız ortamda elde edilen
bir üründen sağlıklı gıda oluşturmak mümkün olmadığından gerek bitkisel gerekse
hayvansal ürünlerin kalitesi güvenli gıda elde edilmesinde son derece önem
kazanmaktadır.Buna en büyük örnek, bitkisel ürünlerde kullanılan zirai ilaçlar
ve verimliliğin artışına yönelik kullanılan hormonlar ve kimyasal maddelerdir.
Hayvansal gıdalarda ise hayvanın yetiştirildiği ortam ve hayvan sağlığı et ve
süt kalitesini doğrudan etkilemektedir.
Endüstriyel aşamada ise, kullanılan
teknoloji, uygulanan materyal ve metotlar gıdaların kalitesini ve dolayısıyla
gıda güvenliğini doğrudan etkileyen unsurlardır. Kalitesi yüksek bir gıda
maddesi uygunsuz teknoloji ve uygun olmayan üretim koşullarında sağlık
açısından riskli bir gıda maddesine dönüşebilmektedir.Gıda maddelerinin
endüstriyel aşamasındaki bu uygulamalardan dolayı denetimlerin etkin bir
şekilde yapılması gerekmektedir.
GIDA ENDÜSTRİSİNDE UYGULANAN TEMEL İŞLEMLER
Sanayileşmiş, kentsel toplumlarda
tüketici, besinlerinin büyük bir kısmını işlenmiş olarak sağlar. Besinleri
tüketiciye sunmadan işlemenin amaçları şöyle özetlenebilir;
•Besinlerin saklanmasını ve taşınmasını
kolaylaştırmak
•Çeşitli besinlerin bulunmayan mevsim ve
yörelerde bulunmasını sağlamak
•Besinlerin lezzetini ve görünüşünü hoşa
gider duruma getirmek
•Besinlerin hazırlanmasında,
pişirilmesinde kolaylık sağlamak ve çeşidi artırmak
•Besinlerin bileşiminde bulunabilecek zararları
yok etmek. Bunlar mikroorganizmalar olabileceği gibi, toksik ve sindirimi
zorlaştırıcı maddeler de olabilir.
•Besinleri karışımlar haline getirerek
besin değerlerini yükseltmektir.
Teknolojik İşlemlerin Besinlerin
Kalitesine Etkisi
Olumlu Etkisi
Hijyenik Kalitenin Düzenlenmesi
1.Hastalık yapıcı zararlı
mikroorganizmaların yok edilmesi
2.Kirlerin uzaklaştırılması
Lezzetin Artırılması
1.Protein, nişasta ve pektinin jelleşerek
şişmesi
2.İstenmeyen koku ve tatların
uzaklaştırılması
3.Uyarıcı aroma veren maddelerin
oluşturulması
Besin Öğelerinin Kullanım ve
Sindirilebilirlilerinin Artırılması
1.Nişasta moleküllerinin su çekerek
şişmesi
2.Enzim inhibitörlerinin etkisiz hale
getirilmesi
Zararlı Maddelerin Uzaklaştırılması
1.Bitki koruma ilaç kalıntıları
2.Ağır metaller
Olumsuz Etkisi
Doğal Lezzetin Bozulması
1.Doğal aroma veren maddelerin kaybı
2.İstenmeyen koku ve lezzet meydana
gelmesi
3.Doğal renk veren maddelerin bozulması
4.Doku ve yapının bozulması
Yapıdaki Besin Öğelerinin Kaybolması
1.Protein ve Aminoasitler (dumanlama ve
yanma ile oluşan kayıp, amino asitlerin parçalanması)
2.Yağlar (Doymamış yağ asitlerinin
parçalanması)
3.Karbonhidratlar (yanma ile oluşan
kayıp, sebzelerin soyulması ile oluşan kayıp)
4.Mineral Maddeler (yanma, soyma,
oksidasyon, ısı ve ışık ile oluşan kayıp)
HAMMADDE TEMİNİ
Gıda işleme, tüketicilerin mamul gıda
maddelerine olan taleplerine bağlı olarak esasen mevsimlik olmaya yöneliktir.
Ayrıca gıda hammaddeleri gerek miktar ve gerekse kalite bakımından mevsimden
mevsime değişme göstermektedir.
İşleme amacıyla, istenilen miktar ve
kalitede hammadde temininde kullanılan başlıca uygulamalar şu şekildedir;
1. İşleme yöntemine en uygun çeşidin
seçimi: Özellikle
bitkisel ürünlerin mamul ürünler haline dönüştürülmesi işleminin etkinliğini
sağlamada işleme yöntemine en uygun hammaddenin seçilmesi ve hammadde hasadının
mevsim içine düzgün olarak dağılımının sağlanması önemlidir. Hammaddenin
özelliklerini belirlemede dikkate alınan başlıca özellikleri; renk, şekil,
fonksiyon, yapı (tekstür) ve olgunlaşma eğilimidir.
2. Yetiştirme programının hazırlanıp,
hammaddenin kontrat esasına göre temini: Gıda işleyicileri, işleme
mevsiminden önce çiftçi veya yetiştiricilerle kontrat yaparak işleyeceği ürünü
güvence altına almaktadır. Gıda işleyicilerinin uygulanmasını isteyeceği
koşulları şu şekilde sıralayabiliriz;
* Toprağı sürme planı üzerinde
yetiştirici ile hem fikir olmak
* İstenilen çeşide ait tohum, gübre ve
mücadele ilaçlarını yetiştiriciye temin etmek
* Hasat zamanının belirlenmesinde
yetiştirici ile işbirliği yapmak
* Kendi elemanları ile yetiştiriciyi
teknik konularda eğitmek
* Hasat zamanlarında gerekli alet-ekipman
ve işgücünü temin etmek
* Belirlenen fiyattan ürünün tamamının
alınması İşlenecek hammaddeyi istenen miktar ve zamanda sağlamanın en güvenli
yolu kontrat yöntemidir.
3. Mekanizasyonda gelişmelerin
sağlanması: mekanizasyon, gıda üretiminde büyük
yarar sağlarken diğer yandan ürünün büyük ölçüde zarar görmesine de neden
olabilir. Bu zarardan en önemlisi ürün bütünlüğünün bozulması ve ürünün
mikroorganizmalarla bulaştırılmasıdır.
Ürün; aktarma yönteminin uygun olmaması,
taşıma kaplarının uygun olmaması, yüksekten düşürme ve işçinin ihmalinden
dolayı zarar görebilmektedir.
4. Hammadde taşıma ve depolama
olanaklarının geliştirilmesi: hammadde taşıma işlemini etkileyen en
önemli faktör zaman ve taşıma kabıdır.Ürünün uygun olmayan kaplar içinde
taşınması durumunda hammadde büyük zarar görebilir. Ayrıca taşıma
araçlarının sürekli temiz tutulması da zorunludur. Aksi takdirde hammaddenin bu
yolla bulaştırılması üretim
sırasında önemli sorunlara neden olabilir.
İdealde hammaddenin işletmeye taşındığı
günde işlenmesidir ancak bunun uygulanması her zaman kolay olmamaktadır. Bu
nedenle her işletme yeterli kapasitede ve özellikte ürün depolama olanaklarına
sahip olmalıdır. Depolama koşulları işlenecek ürünün özelliklerine göre değişim
gösterir.
HAMMADDENİN TEMİZLENMESİ
Temizleme: Hammaddeye dışarıdan bulaşmış
olan çeşitli yabancı maddelerin ayrılması işlemidir.
Ayıklama: Hammaddenin çeşitli fiziksel
özelliklerine göre gruplara ayrılması işlemidir.
Sınıflandırma: Hammaddenin farklı kalite
gruplarına ayrılması işlemidir.
Temizleme ve ayıklama işlemleri
hammaddenin kalitesini yükseltmeye yönelik işlemler iken, sınıflandırmada
kalitesi benzer olan ürünlerin ayrılması amaçlanır. Temizleme işlemi; yasal
hükümler gereği üretim hattında daha
sonra oluşabilecek sorunların engellenmesi ve tüketiciye zarar vermemek için
yapılır.
Temizleme işleminin fonksiyonları:
• Bulaşık maddelerin tamamının
hammaddeden ayrılması
• Ayrılan bulaşıkların ortamdan uzaklaştırılması
•Temizleme ortamının yeniden kullanıma
hazır hale getirilmesi
•Temizlenen hammaddenin geri
bulaştırılmasının önlenmesidir.
Gıda hammaddelerine bulaşık maddeler:
ØMineral maddeler: toprak, taş, kum, metal parçacıklar vb.
ØBitkisel maddeler: sap, çöp, kavuz, sicim, iplik, dal,yaprak vb.
ØHayvansal maddeler: Dışkı, kıl, tüy, böcek, yumurta
ØKimyasal maddeler: tarım ilaçları ve gübreler
ØMikrobiyal maddeler: mikroorganizmalar ve metabolitleri
Temizleme yönteminin seçiminde etkili
olan faktörler: yabancı maddelerin özellikleri,
hammaddenin özellikleri ve istenilen
temizlik derecesidir.
TEMİZLEME YÖNTEMLERİ
Bu yöntemin başlıca üstünlükleri
düşük maliyetli ve kolay uygulanabilir olmasının yanı sıra ürünün temizleme
ortamının kuru kalmasıdır.
Kuru temizleme yöntemleri;
Eleme,
Aşındırarak temizleme (Fırçalama),
Ventilasyonlu (Üflemeli) temizleme,
Aspirasyonlu (Çekmeli) temizleme,
Magnetikli temizleme olarak sıralanabilir.
2. SULU TEMİZLEME YÖNTEMLERİ
Sulu temizleme yöntemlerinde dikkat
edilmesi gereken en önemli nokta; temizlemede kullanılan suyun ve ekipmanların
temiz olması ve kirli suyun uygun şekilde boşaltılması ve
atılması ve temizlenmiş ürünün
korunmasıdır. Saklamada hammaddenin kuru olması önemlidir. Temizleme
işleminde kullanılan suyun sürekli ve yeterli miktarda olması, içilebilir
nitelikte olması ve maliyetinin düşük
olması gerekir.
Sulu temizleme yöntemleri; Su içinde
bekletme (ıslatma),Püskürtmeli (Spreyli) su ile temizleme, yüzdürme ile
temizleme, Ultrasonik temizleme, süzme, çökeltme olarak sıralanabilir.
Yıkamanın amacı;
• Toz–toprakla birlikte
mikroorganizmaların ve ısıya dirençli sporların büyük bir bölümünü
uzaklaştırmak,
• Tarım ilaç kalıntılarını elden
geldiğince gidermek,
• Uygulanacak olan ısıl işlemlerin
etkinliğini artırmaktır.
Kaliteli bir ürün elde etmek için her
madde kendine özgü bir yöntemle ve yeterli düzeyde yıkanmalıdır. Yıkama
işlemi; Yumuşatma (ön yıkama), Yıkama Durulama aşamalarından oluşur
Ön yıkama genellikle büyük işletmelerde
yapılır. Bazı işletmelerde ön yıkama hammaddelerin fabrika dışından içeriye su
akımı ile taşınması sırasında gerçekleşir. Böylece ön yıkama taşıma ile
birlikte yapılmış olur. Bu yöntem daha çok salça üreten işletmelerde kullanılır
Yıkamada basınçlı su kullanılması ile ham
maddenin daha iyi yıkanması sağlanmaktadır. Bu yöntemle meyve ve sebzelerin
yeterli bir şekilde yıkanabilmesi, kullanılan suyun miktarı ve basıncı ile
ilgilidir. Yüksek basınç altında az miktardaki su, düşük basınçlı fakat daha
fazla miktardaki sudan daha etkilidir.Yıkamada kullanılan suyun kirli olması
halinde yıkama işlemi
yarar yerine zarar getirir. Bu nedenle
tüm yıkama işlemlerinde ilke olarak daima soğuk ve temiz su kullanılmalıdır.
Bazı durumlarda yıkama suyuna amaca göre değişen oranlarda antimikrobiyal
maddeler de eklenebilir. Örneğin; domateslerde önemli bir sorun yaratan sirke
sineği yumurtalarını,meyvenin yarık ve çatlak yerlerinden uzaklaştırmak için
yıkama suyuna %0.5 – 1 oranında NaOH eklenmesi ve yıkamanın 50 oC’ deki bu
çözeltide yapılması önerilmektedir. Ayrıca hayvan karkasların yıkanmasında suya
20 – 50 ppm serbest klor eklenmesinin et yüzeyindeki mikrobiyal yükün
azaltılmasında etkili olduğu belirtilmektedir.
Temiz olmayan hammaddenin
kullanılmasındaki sakıncalar:
* İşleme
sırasında sistem zarar görebilmektedir.
* Üretici yasalar gereğince suçlu
duruma düşebilir.
* Tüketicinin sağlığının olumsuz
etkilenmesi
* Firma itibarının kaybolması
olabilir.
AYIRMA İŞLEMLERİ
Ayıklamada gıdalar fiziksel özelliklerine
göre, sınıflandırma ise çeşitli kalite özelliklerine göre gruplandırılır.
Ayırma ve sınıflandırma işlemleri sırasında ürün zarar görebilmektedir ve
işletmeci açısından önemli kayıplar görülebilmektedir. Ayırma işlemleri önemli
miktarda işgücü kullanımını gerektirir. Çalışanların dikkatli davranmaması
durumunda kusurlar artar ve ayırma makineleri etkili olarak kullanılamaz.
Gıda sanayinde özellikle meyve ve sebze
işlemede uygulanan ayıklama işlemi ile bozulmuş ve küflenmiş gıdalar ortamdan
uzaklaştırılmaktadır. Bu işlem bozulmamış sağlam meyve ve sebzelerin kontamine
olmasını engellediği gibi bozulmaya neden olan yüksek sayıdaki mikroorganizma
yükünü azaltarak, gıdaya uygulanacak muhafaza yönteminin daha etkili olmasını
sağlar. Örneğin salçaya işlenecek olan domateslerde yapılacak bir ayıklama
işlemi ile küflü domatesler ayrılarak, daha yüksek kalitede salça üretimi
sağlanmaktadır.
Ayıklama ile bozuk, ezik ve küflü ürünler
ayrılırken toz ve toprak kaynaklı mikroorganizmaların ortamdan uzaklaşması
sağlanmaktadır. Aynı şekilde meyve suyu üretiminde meyvelerin ezilmiş,
zedelenmiş, parçalanmış ve bozulmuş olanlarının veya kısımlarının
uzaklaştırılması da mikrobiyal yükü önemli düzeyde azaltır.
Ayırma işlemlerinin
etkinliği açısından alınması gereken önlemler:
* Ekipman yerleşiminin
ve yüksekliğin uygun olması gerekir.
* Aydınlatmanın yeterli,
çevrenin hakim renginin gözü yormayan özellikte olması gerekir
* Hafif müzik yayınının
yapılması ayırma işleminin etkinliğini arttırabilir.
* İşçilerin işlemle ilgili olarak
eğitilmesi gerekir.
AYIRMANIN YARARLARI
1. Ayırma ile ürün
sonraki işlemlere (örn kabuk soyma, çekirdek çıkarma,haşlama vb.) daha uygun
hale getirilir.
2. Isıl işlemlerde
(ısıtma-soğutma) ısı geçiş yeknesaklığı sağlanır.
3. Sabit hacimli kaplar
içine istenilen miktarda ürün konulabilir.
4. Tüketici açısından
ürünün albenisi arttırılır ve tüketim sırasında porsiyon eşitliği sağlanır. Bu
özellik toplu tüketim merkezleri açısından önemli bir husustur.
Ayırma işlemi ürünün
ağırlık özelliğine, büyüklük özelliğine ve şekil ve renk özelliklerine göre
yapılabilir. Ağırlık
özelliklerine göre ayırma: balık filetosu, parça et gibi ürünlerin ayrılmasında
kullanılır. Şekil özellikleri her zaman sabit olmayan ürünlerin ayrılmasında
kullanılır. Elma, armut, zeytin gibi meyveler ağırlığına bağlı olarak
gruplandırılırlar. Büyüklük özelliklerine göre ayırma: Büyüklüğe göre ayırmada
çeşitli boylama elekleri kullanılır.
*Aralık mesafesi
ayarlanabilen boylayıcı elekler: Bu ekipmanlarda aralık mesafesi sürekli
veya kademeli olarak değişmektedir. Sürekli değişenler makaralı, kablolu veya
bantlı olup ürün sürekli genişleyen aralık üzerinde hareket eder. Kademeli
olarak aralık mesafesi değişen boylayıcılar makaralı ve vidalı olabilir.
*Sabit aralıklı olan boylayıcı elekler:
Bu ayırıcılar belirli büyüklük ve şekil
özelliklerine sahip ürünlerin ayrılmasında kullanılırlar. Uygulamanın tarzına
bağlı olarak ürünün temas ettiği ayırıcı elemanlar değişmektedir. Yaygın olarak
kullanılanlar gözenekli metal levhalar, tel örgüler, bez ve ipek dokumalardır.
Ürünün ayırıcı yüzey üzerindeki hareketi rotasyonal, titreşimli veya helezoni
olabilmektedir. Sabit aralıklı boylayıcıların düz yataklı veya silindirik
yapılı olmak üzere 2 tipi bulunmaktadır.
ELEME
Eleme işlemi,
taneciklerin sadece büyüklüğüne dayanan bir ayırma yöntemidir. Endüstriyel
uygulamada katı tanecikler uygun bir elek üzerine konulur, elenir ve alttan
alınan "ince"ler ayrılır; üste kalanlar istenilen tane büyüklüğü
şartnamesine uygun olmayan kısımdır. Tek bir elek kullanıldığında sadece iki
fraksiyon elde edilir. Amaca uygun olarak çoğu kez bir elek serisi tercih
edilir. Eleme "ıslak" veya "kuru" yapılabilir.
Endüstriyel elekler,
metal çubuklar, delikli metal levhalar, örgü tel kumaş doku veya ipek doku gibi
malzemelerden yapılır. Bu amaçla kullanılan metaller çelik, paslanmaz çelik,
bronz, bakır, nikel ve moneldir. Eleklerin çoğunda tanecikler elek açıklığından
gravite (ağırlık) etkisiyle düşerler (bazı dizaynlarda fırça veya santrifüj
kuvvetten yararlanılır). Kaba tanecikler daha ağır olduklarından sabit bir
yüzeyde, büyük açıklıklardan çabukça geçerler. İnce taneciklerin uygun
deliklerden geçebilmeleri için eleme yüzeyinin çalkalanması gerekir. Çalkalanma
işleminde uygulanan en yaygın yöntemler, silindirik bir eleğin yatay bir eksen
etrafında döndürülmesi veya düz bir eleğin çalkalanması, döndürülmesi, mekanik
veya elektriksel etkilerle titreştirilmesidir.
Döner Elekler
Eleklerin çoğunda önce kaba taneler sonra
inceler ayrılır. Bu Bu tip makinelerde birkaç donanım bulunur; elekler birbiri
üzerine yerleştirilmiş ve bir kasa içine konulmuştur. En kaba (geniş delikli)
elek en üstte, en incesi (dar delikli) en alttadır; üstten alta doğru birkaç
fraksiyonun ayrılabileceği uygun boşaltma kanalları vardır. Elenecek karışım
üst eleğe konulur, taneciklerin deliklere rastlaması için elekler ve kasa
döndürülür.
Titreşen Elekler
Küçük genliklerle titreşen eleklerde titreşim
mekanik veya elektriksel olarak sağlanır. Mekanik titreşimler, yüksek hızlı
eksantriklerden kasaya, kasadan da eleklere geçirilir.
ÇÖKTÜRME
Çöktürme gravimetrik
analizlere özgü işlemlerin ilkini oluşturur. Numune çözeltisi hazırlandıktan
sonra tayin edilecek madde uygun bir reaktif ile çöktürülür. Çöktürme için
kullanılan reaktif sadece aranan madde ile çökelek oluşturmalı, başka iyonlarla
tepkime vermemelidir. Eğer böyle bir ihtimal varsa tepkime veren iyon uygun bir
yöntemle uzaklaştırılmalıdır.
Çöktürmede amaç
çözünürlüğü olabildiği kadar az, saf ve iri taneli çökelek elde edilmesidir.
Çöktürme işlemi, karıştırma ve ısıtma işlemlerindeki kolaylık nedeniyle bir
beher içinde ve sıcakta yapılır. Çöktürmenin tam olabilmesi için öncelikle
tayin edilecek maddenin uygun konsantrasyonda olması, çöktürücü reaktifin damla
damla ilave edilmesi, kabın devamlı çalkalanması gerekir.
Çöktürmenin tam olup olmadığı mutlaka
kontrol edilmelidir. Bunun için çöktürmenin tamamlandığı izlenimi edinildiğinde
karışım bir süre kendi hâline bırakıldıktan sonra üstteki berrak kısma 1-2
damla çöktürücü reaktif damlatılıp bulanıklık olup olmadığı gözlemlenir.
Bulanıklık oluşursa çökelme tamamlanmamış demektir ve çöktürmeye devam edilir.
Çökelme tamamlandıktan sonra elde edilen çökelek olgunlaştırılmak üzere bir
süre dinlendirilir. Böylece çökelek ile çözelti arasında çözünürlük dengesi
kurulur
Çöktürme sonucu elde edilen çökeleğin
aşağıdaki özelliklere sahip olması gerekir: Çökeleğin çözünürlüğü çok az
olmalıdır. Çökelek kolayca süzülebilmeli ve yıkanabilmelidir. Çökelek belirli
bir bileşimde sabit tartıma getirilebilmelidir. Çökelek, analiz süresince hava
şartlarından etkilenmemelidir. Çökelek aşırı nem çekici olmamalı, hava oksijeni
ile tepkimeye girmemeli, uçucu olmamalı, ısı ve ışıktan etkilenmemelidir.
Çökelek çok iri taneli olmamalıdır. Çok iri taneler içinde çözelti
hapsedildiğinden hatalı sonuçlar elde edilir. Çökelek tayini yapılacak maddeyi
nicel olarak ihtiva etmelidir. Çökeleğin mol ağırlığı, aranan maddenin mol ağırlığından
tercihen büyük olmalıdır.
Son olarak bir beher içinde çöktürülüp
olgunlaştırılan çökelek, süzme işlemi ile çözelti fazından ayrılır. Süzme ya
filtre kâğıtları ile ya da süzme krozeleri ile yapılır.
Çökelek yüzeyine tutunmuş veya içinde
hapsolmuş kirlilik oluşturan maddelerin uzaklaştırılması için çökeleğin uygun
bir çözücüyle iyice yıkanması gerekir. İyi bir yıkama ile çökelek kirliliğinden
kaynaklanabilecek analiz hataları engellenmiş olur.
FİLTRASYON
Katı ve sıvı ayırımına süzme yani
filtrasyon denir. Süzme, yıkama
ve kurutma işlemlerini yapan ekipmanlara FİLTRE denir. Filtreler cihazın
kendisi yani içine filtre kutularının yerleştirildiği kutular ve filtre dokusu
olmak üzere iki kısımdan oluşur. Süzme işini gerçekleştirecek olan diyaframın
yerleştirileceği bir filtre yatağı ayrılan katıların birikmesini sağlayacak bir
birikim yeri, katı-sıvı karışımının yıkama işleminde kullanılacak sıvının,
buharın veya havanın taşınmasını sağlayan kanallar ve bulaşık süzüntünün ve
yıkama sıvısının ayrılmasını sağlayacak kısım bulunur.
Filtrasyon çeşitleri
1. Basınç altında
filtrasyon: Santrifüj pompaları ile yapılır. Basınç arttırılarak ürün süzme
ortamına taşınır. Filtre dokusunun özelliğine göre uygulanan basınç değişebilir.
2. Vakum altında
filtrasyon: Süzme ortamının alt kısmında havanın emilmesi suretiyle basınç
farkı yaratılarak gerçekleştirilir.
3. Sabit debili
filtrasyon: Birim zamanda daima sabit miktarda filtratın elde edildiği
filtrasyonlardır. Karışıma basınçlı filtrasyonla debiyi sabit tutulur.
4. Sabit basınçlı
filtrasyon: Birim zamanda elde edilen filtrat zamanla azalır. Avantajı; zamanla
elde edilen filtrat azalır fakat berraklık artar. Yani berraklaştırmasıyla
bulantıdan kaynaklanan sorunlar ortadan kalkıyor.
Filtre tablaları Yapısında ürünün süzülmesine yardımcı
olan selüloz vardır. Kağıt ve kağıt materyalleri selülozdan yapılır. Süzme
işleminde görev olan bu filtre tablaları filtre edilecek üründen zarar görmeyen
özellikte olması gerekir. Selülozdan başka bazı katkı maddeleri de vardır.
Bunlar; kizelguhr, asbest ve perlitdir..
Membran filtrasyon
yöntemi Su (içme, işletme,
kullanma), meşrubat, gibi sıvı gıdaların ve suda tam olarak çözülen katı
gıdaların analizinde ve özellikle gıdada aranılan mikroorganizma sayısı 10 ml
'de 1 veya daha az ise uygulanabilecek hemen hemen tek yöntemdir. Membran
filtrasyonda kullanılan filtreler çok ince, çok poroz, selüloz asetat ve/veya
selüloz nitrattan oluşan disklerdir. Membran filtreler 10 nm 'den 8 μm ya da
daha fazla por çaplı olarak sağlanabilmektedir.
Membran filtrasyon yönteminin
kullanımında bazı sınırlamalar vardır. Suda tam olarak eriyebilenlerin dışında
kalan katı gıdalar ile boza ve şeftali suyu gibi pulplu sıvılar normal
filtrasyon işlemi ile membran filtreden geçirilemezler. Benzer şekilde normal
yağlı süt de kolaylıkla filtre edilemez. Bununla beraber, bu gibi gıdaların
filtrasyonu için özel çözücüler ve/veya enzimler ve/veya ön filtre kullanımı
ile membran filtrasyon yöntemi pek çok katı gıda da başarılı bir şekilde
kullanılmaktadır.
SANTRİFÜJLEME
Santrifüjleme, yoğunlukları farklı
sıvı-sıvı veya katı-sıvı madde karışımlarında maddelerin merkezkaç kuvvetinin
etkisiyle birbirlerinden ayrılmasıdır. Bu işlemi yapan aletlere seperatör denir.
- Etkili güç merkezkaç
kuvvetidir. Yerçekiminin 5000-15000 katı kadar kuvvet uygulanır.
- Santrifüjün dönüşü
1500- 5000 devir/dak olabilir.
- Santrifüjlemeye en iyi
örnek yağsız süt tozu elde edilirken, sütün öncelikle yağının ayrılmasının
gerekliliğidir. Bu işlem santrifüjlemeyle yapılır ve sonradan kurutularak elde
edilir.
- Santrifüjlemede
sıvıların birbiri içinde çözünmemesi gerekir. Birbiri içinde çözünen maddeleri
santrifüjlemeyle ayırım yapılamaz.
SANTRİFÜJLEMENİN AMACI
1. Birbiri içinde
çözünmeyen özgül ağırlıkları farklı sıvıları birbirinden ayırmak
2. Santrifüjlemeyle
hızlandırılmış bir filtrasyon sağlanır.
3. Berraklaştırmak:
içinde % 1-2 oranında katı madde içeren madde bulunuyorsa ve bunun
santrifüjlemeyle sıvıdan ayrılması işlemidir.
4. Dekantosyon: içinde
%5-6 katı madde bulunuyorsa ve bunun santrifüjlemeyle sıvıdan ayrılması
işlemidir.
GIDA SANAYİNDE SANTRİFÜJ
KULLANIMI
1. Hayvansal
yağlar,bitkisel yağlar ve balık yağlarının eldesinde kullanılır.
2. Meyve sularının
ve şuruplarının berraklaştırılmasında kullanılır.
3. Sütten kremanın
ayrılmasında kullanılır.
4. Bitkisel ve
hayvansal yağların rafinasyonu sırasında bu yağların kurutulmasında amacıyla
kullanılır.
5. Turunçgil kabuk
yağlarının rafinasyonu sırasında bu yağların kurutulması amacıyla kullanılır.
6. Biranın
berraklaştırılmasında biranın filtrasyonunun hızlandırılmasında kullanılır.
7. Nişasta
endüstrisinde mısır, buğday ve pirincin kurutulmasında elde edilir.
8. Hayvansal ve
bitkisel proteinlerin elde edilmesinde kullanılır.
9. Şekerin kristallerinin
ayrılması, yıkanması ve kurutulması işlemi santrifüjleme ile yapılır.
10. Dondurarak konsantre
etme işleminde kullanılır.
11. Petekteki baldan
petek ve balın ayrılmasında kullanılır.
12. Sütteki yabancı
maddelerin ayrılmasında kullanılır.
13. Kakao, kahve ve
çayın ekstraktlarının elde etmede kullanılır.
14. Balık ununun
kurutulmasında kullanılır.
15. Meyve ve sebze sularının
santrifijlemesiyle filtrasyonundan yararlanılır.
DAMITMA Damıtma, iki veya daha fazla bileşenden
oluşan homojen bir sıvı karışımının buharlaştırılması sonucunda buhar fazındaki
bileşenlerin, uçuculuk farkından yararlanarak birbirinden ayrılması işlemidir.
Adi Damıtma
Basit yapılı, kolay uçucu, kaynama
sıcaklığında bozulmayan maddeler normal atmosfer basıncında damıtılır.
Ayrımsal Damıtma
Birbirinden ayrılacak karışımların
kaynama noktaları birbirine ne kadar yakınsa bu maddeleri ayırmak o kadar
güçtür. Kaynama noktaları arasındaki fark 20 oC den az olan sıvı karışımlarının
ayrılmasında ayrımsal damıtma kullanılır. Ayırma normal damıtma düzeneğine bir
fraksiyon başlığı takılarak yapılır. Fraksiyon başlıkları daha geniş bir
soğutma yüzeyine sahip olduklarından karışımdaki maddelerin kaynama noktalarına
göre birbirinden ayrılması daha kolaydır. Daha az uçucu olanlar yoğunlaşıp geri
dönerken, uçuculuk özelliği fazla olanlar başlığın üst kısmına geçerler. İyi
bir ayrımsal damıtma için fraksiyon başlığındaki ısı kayıplarının önlenmesi
gerekir. Bunun için kolon bir bez parçası ya da cam pamuğu ile izole
edilmelidir.
Vakumda Damıtma
Birçok madde normal
atmosfer basıncındaki kaynama sıcaklığına gelmeden bozunur.
Bu maddeler normal
atmosfer basıncında damıtılamaz. Bazı bileşikler ise çok yüksek kaynama
noktasına sahip olduklarından normal damıtma uygulamak zordur. Bu iki durumda
da vakumda damıtma uygulanır.
Vakumda damıtma yönteminde atmosfer
basıncının altındaki basınçlarda damıtma işleminin yapılması gereklidir.
EKSTRAKSİYON
Ekstraksiyon hem
laboratuvar çalışmalarında hem de ilaç, petrol, kozmetik, gıda gibi birçok
endüstriyel alanda kullanılan verimli bir ayırma işlemidir. Ayrılacak maddenin
katı veya sıvı fazda olmasına bağlı olarak sıvı-sıvı veya katı-sıvı
ekstraksiyon metotlarından biri uygulanır ve ayırma gerçekleştirilir.
Ekstraksiyon, katı veya sıvı herhangi bir
maddenin bileşiminde bulunan unsurun veya unsurlardan bir kısmının uygun bir
çözücü yardımı ile absorbe edilerek ayrılması esasına dayanır. Diğer bir adı da
çekme olan ekstraksiyon işlemi kimyada, bilinenin aksine, bir saflaştırma değil
ayırma yöntemi olarak kullanılır.
SIVI-SIVI EKSTRAKSİYONU
Sıvı-sıvı
ekstraksiyonu, homojen bir karışımdaki maddelerden birinin çözücü yardımıyla
ayrılması işlemidir. Çözeltideki bir maddeyi, çözelti ile karışmayan ancak
maddeyi çözen bir organik çözücü ile absorbe ederek ayırma esasına dayanır. Bu
işlem "hem organik fazda hem de su fazında çözünebilen bileşiklerin, sulu
fazdan organik faza aktarılması" için yapılır. Organik maddeler, genel
olarak organik çözücüler ile (suya oranla) daha çok çözünür. Bu özelliklerinden
yararlanılarak suda çözünmüş organik maddeler çekilir ve organik çözücüye
alınır. Organik çözücü, ekstraksiyondan sonra ayırma hunisi yardımıyla
çözeltiden ayrılır.
Sıvı ekstraksiyonunda
karışımdan çekilecek maddenin cinsine göre uygun çözücünün seçilmesi çok
önemlidir. Bu çözücü; Karışımdan kolay ayrılabilmeli, Zehirli atık bırakmamalı,
Su ile karışmamalı, İstenen madde dışındaki maddeleri çözmemeli, Ucuz olmalı ve
kolay temin edilebilir olmalıdır.
Bu iş için kullanılan en
uygun çözücüler di etil eter, kloroform, benzen, petrol eteri, karbon tetra
klorürdür. En çok tercih edileni ise (kaynama noktasının düşük olması ve
kuvvetli çözücü özelliği nedeniyle) di etil eterdir. Sıvı ekstraksiyon
işlemleri, genellikle yuvarlak ya da oval ayırma hunisi kullanılarak
gerçekleştirilir. Ayırma hunisinin büyüklüğü, toplam hacmin iki katı kadar
olmalıdır.
Herhangi bir “A”
bileşiğinin sulu bir çözelti içinde olduğunu varsayalım. “A” maddesini sudan
kurtarmak için; Sulu çözelti, bir ayırma hunisine alınır. Ayırma hunisine
"A" maddesini çözen, ancak su ile karışmayan bir çözücü ilave edilir.
Çalkalama sırasında gaz oluşabileceği göz önüne alınarak tıpa kapanmadan,
ayırma hunisi yavaşça çevrilerek ön karışma sağlanır. Ayırma hunisi, tıpası
kapatılıp tıpa çıkmayacak şekilde tutularak kuvvetlice çalkalanır. Çalkalama
esnasında musluk arada bir açılarak içeride oluşan gazın çıkması sağlanır.
Ayırma hunisi ayırma
düzeneğine yerleştirilip fazların ayrılması beklenir. Şayet sulu çözeltiye
eklenen organik çözücü sudan hafifse (eter, benzen vb.) o takdirde sulu faz
altta kalır. Şayet organik çözücü sudan ağırsa (kloroform, karbon tekra klorür
vb.), o takdirde sulu faz üstte yer alır. Ayırma hunisinin musluğu açılarak
fazlar ayrı kaplara alınır.
KATI-SIVI EKSTRAKSİYONU
Katı-sıvı ekstraksiyonu,
çok bileşenli bir katı maddenin bileşenlerinden birinin veya bir kısmının (bir
çözücü ile) çözülerek ayrılmasıdır. Katı içinde bulunan maddelerden biri, bu
maddeyi çözebilen bir çözücü yardımıyla alınır. Çözücü ve ayrılan maddeden oluşan
sıvı
karışım, katı maddeden
ayrıldıktan sonra çözücünün herhangi bir yoldan uzaklaştırılması ile geride
sadece ayrılan madde kalır. Günlük yaşamda sıkça karşılaştığımız çay yapımı,
endüstriyel boyutta ise şeker pancarından şeker; yağlı tohumlardan yağ elde
edilmesi katı-sıvı ekstraksiyonu için verilebilecek örneklerdir.
Katı-sıvı
ekstraksiyonunda, katı faza ekstrakte edilen, çözücüye ekstrakte eden; elde
edilen sıvı karışıma ise ekstrakt adı verilir. Örneğin çay yapımında; katı çay
yaprakları ekstrakte edilen, su ekstrakte eden, çay ise ekstrakt olur.
Katı-sıvı
ekstraksiyonuna etki eden faktörler üç ana grupta toplanabilir.
Çözücü ile madde teması:
Katının hazırlanması, kırma, öğütme, parçalara bölme veya yeniden şekillendirme
olarak gerçekleştirilebilir. Çözünmesi istenen madde katı yüzeyinde ise, çözücü
ile ekstrakte edilmesi kolaydır. Çözünmesi istenen madde katının içinde ise,
katının bir ön işlemden geçirilerek parçacık boyutunun küçültülmesi ile
katı-çözücü temas yüzeyi arttırılarak ektraksiyon verimi yükselir.
Kullanılan çözücünün
seçimi: Ekstraksiyon işlemi için seçilen çözücü istenilen maddeyi çözebilen
yapıda olmalıdır. Çözücüde çözünen maddenin doygunluk
noktasına bağlı olarak çözücü kapasitesi belirlenir. Ancak çözücü kapasitesi ne
olursa olsun, kullanılan çözücü miktarı inert katının miktarına göre
seçilmelidir. Çözücü ekstrakte edilen katıdan ve ekstre çözücüden
(çözünen+çözücü) kolayca ayrılabilme özelliğine sahip olmalıdır. Ekstraksiyonda
düşük kaynama noktasına sahip çözücülerin kullanılması tercih edilir.
Sıcaklık: Ekstraksiyon işleminde yüksek
sıcaklıklarda çalışmak çözünen maddenin çözücüye geçişini hızlandırır. Ekstre
edilecek katının yapısına bağlı olarak sıcaklıkla ekstraksiyon verimi artmasına
rağmen, yüksek sıcaklıkta bazı bileşenlerin yapısında bozunmalar oluşabilir ve
arzu edilmeyen bileşikler de çözünebilir.
BOYUT KÜÇÜLTME İŞLEMLERİ
Boyut küçültme,
boyutun parçalara ayrılması işlemidir. Bu işlem için mekanik güç kullanımı
gerekmektedir. Boyut küçültmenin nedenleri
1. Bütün içindeki
istenilen fazın elde edilmesi (şeker pancarından şekerin elde edilmesi)
2. Mamul ürünlerin
elde edilmesinde uygulanması zorunlu işlem olması (baharat, un sanayi) 3.
Ürünün toplam yüzey genişliği arttırılarak kurutma, soğutma, ısıtma
işlemlerinin hızını arttırır. Hızın arttırılması işlem süresini kısaltır.
4. Çözünme
işleminin hızı arttırılır.
5. Homojen
karışımların elde edilmesi sağlanır
Boyut küçültme
işlemlerinde uygulama şekilleri
1. Yarımlama,
çeyreklere ayırma,dilimlere ayırma
2. Doğrama:
maddelerin doğal yapısının uygun olmadığı durumlarda ve dilimlenemeyecek
durumlarda yapılır.
3. Ezme, pulp
haline getirme
4. Kübik, şerit
kesme
5. Rendeleme
6.Öğütme
7. Dilimleme
8. Eleme
Boyut küçültme
işleminde yararlanılan kuvvetler
* Basma
(Ezme,Sıkıştırma) : Presleme ile yapılır.
* Çarpma:
Değirmenler ile yapılır.
* Aşındırma:
Rendeleme ile yapılır.
* Kesme :
Kesiciler ile yapılır.
Yarı katı gıdaların (et,
meyve,sebze) Sıkıştırma, kesme, parçalama ya da yırtma işlemlerinden birisi ile
ufalayan makina veya ekipmanlara “Kesme Makinaları” denir.
Kesme makina ve
ekipmanları dört gruba ayrılır.
pul (flake) haline
getiren dilimleme makinaları
Küp yapanlar,
Şerit (shreding)
yapanlar ve
Pulp yapan makinalar.
Boyut Küçültücü ekipman
seçiminde dikkat edilecek hususlar
Temel ilke;
* işlem süresinin
kısa olması * İşlem maliyetinin düşük olması * İstenilen özellikte yarı mamulün
elde edilmesi * Ürün-ekipmanın uyumu
1. Hammaddenin
sertlik derecesi: Buna göre
daha çok güç ve enerji harcanır.
2.Hammaddenin mekanik
yapısı: Hangi mekanik gücü,
istediği önemli materyalin ezme, presleme, kesme işlemlerinden hangisinin
yapılacağına dair bilgi edinilmesi ve maddenin lifli, kristal yapıda olup
olmadığının bilinmesi gerekir.
3. Hammaddenin
nem oranı: en çok % 2-3 nem
içermelidir.
4. Hammaddenin
ısıya karşı duyarlılığı: Öğütme
sırasında sürtünmeden dolayı bir ısı oluşur bunun için ısıya karşı hassas
ürünlerde ortamın sıcaklığını düşürecek sistemler olmalıdır.
5. Ekipmanların
aşınmaya karşı dayanıklı ve uzun ömürlü olması: Boyut küçültmede en önemli olay
boyutu küçültülecek ekipmanı ürün hangi amaçlar kullanılacağına göre
seçilmesidir. Bazı ürünler boyut küçültmeden önce kurutulur.
ÖĞÜTME
Öğütme hububat tanelerinde
endosperm ve kepeğin birbirinden ayırmak ve endospermi una indirgemek için
yapılan işlemdir. Bir baksa deyisle buğdayların un veya irmik haline
getirilmesi için yapılan işlemdir. Buğdayların yabancı maddelerden temizlenip
tavlandıktan sonra üzerinde dişler bulunan veya bulunmayan farklı hızlarda
donen vals adı verilen silindirler arasında kırılarak eleklerden elendikten
sonra 1-150μm parçacık büyüklüğünde toplanan ürüne un denir.
Öğütme islemi 4 sisteme
ayrılmaktadır:
1.Kepek ve ruşeymin
endospermden ayrıldığı KIRMA SİSTEMİ
2. Kabuğa yapışık
halde bulunan az miktardaki endosperm parçalarının ve ruşeym parçalarının
ayrıldığı KAZIMA SİSTEMİ
3. Endospermi una
indirgeyen REDÜKSİYON SİSTEMİ
4. Diğer 3
sistemden geri alınan endospermden kepeğin ayrıldığı KUYRUK SİSTEMLERİ
(Tailings System)
Öğütme işlemi kırma, ufalama, ayırma ve
sınıflama işlemlerini kapsar. Kırma ve ufalama işlemleri değirmenin kırma ve
redüksiyon sistemlerinde, ayırma ve sınıflama işlemleri ise pürifikasyon (irmik
temizleme) ve eleme sistemlerinde gerçekleştirilir. Öğütmede bir vals çifti ve
hemen ardından gelen elekten olusan sistemlerde gerçekleştirilir. Bu sistemlere
pasaj denir. Pasajlarda kırma ve inceltme işlemlerinde 4 farklı ürün elde
edilmektedir; Endospermin yapışık olduğu iri kabuk parçaları İri endosperm
parçaları (irmik) İnce endosperm parçaları (dunst) En ince endosperm parçaları
(un, 1-150 C)
Valsli Değirmen: Valsli değirmen günümüzde tas
değirmenlerin yerini almış ve un fabrikalarında kullanılan en önemli
makinelerdir. Bir isletmede bir değil bir dizi valsli değirmen kullanılır.
Bunlar ard arda yerleştirilerek buğdayın kademeli olarak kabuğu ayrılır ve
endosperm inceltilir. Böylece istenen ekstraksiyon derecesinde un elde edilir.
Bir valsli değirmende partikuller vals yüzeyindeki dişler ve valsler tarafından
uygulanan basınç nedeniyle vals aralığına doğru itilirken oluşturulan kesme ve
sıkıştırma kuvvetlerine maruz kalırlar.
HOMOJENİZASYON
Karışmayan iki sıvının, çalkalanması sonucunda oluşan karışıma
emülsiyon denilmektedir. Bu karışım kendi hâline bırakıldığında yeniden iki
faza ayrılmaktadır. Örneğin süt; sürekli fazı oluşturan serum içinde yağ
taneciklerinin dağılmasıyla oluşan yağ-su emülsiyonudur.
Süt içinde emülsiyon
hâlde bulunan yağ globüllerinin daha küçük parçalara bölünerek yağın daha
stabil hâle gelmesi amacıyla yapılan mekaniksel işleme homojenizasyon
denilmektedir. Süt teknolojisinde homojenizasyon işleminin asıl amacı; yüzeyde
toplanma eğiliminde bulunan yağ taneciklerinin ortalama 3-4 μm olan çaplarını
0.5-1 μm’ye küçültmek suretiyle hareketlerini durdurmak veya çok
yavaşlatmaktır. Bunun yanında rengin beyazlatılması, viskozitenin artırılması
ve tadın iyileştirilmesi gibi diğer amaçları da vardır.
Homojenizasyon amacıyla kullanılan
aletlere homojenizatör denilmektedir. Emme ve basma sistemi ile çalışan bu
aletin birçok çeşidi vardır. Bunlar genellikle üretebildikleri basınca göre
sınıflandırılmaktadır. Süt fabrikalarında genellikle yüksek basınçlı homojenizatörlerden
yararlanılmaktadır.
Yağ globüllerinin parçalanması işlemi
sütün yüksek basınç altında ve belirli bir sıcaklıkta homojenizatörün çok küçük
aralıklara sahip sübaplarından geçirilmesi ile meydana gelmektedir
Süt yağ globüllerinin çevresi 5-10 nm
kalınlığında protein-fosfolipid kompleksinden oluşan bir membranla
kaplanmıştır. Homojenizasyon sonucunda membran parçalanmakta ve ortamdaki yağ
globüllerinin sayısı 10.000 kat çoğalmaktadır. Ancak homojenizasyon sonucunda
globüllerin dış yüzey alanında bir artış meydana geldiğinden önceki membran
miktarı bu yeni globülleri kapatamamaktadır. Bu nedenle kazein miselleri ve
serum proteinleri yeniden membran meydana getirmektedirler. Yani emülsiyon
durumunun devamını sağlamaktadır.
Homojenizasyon Yöntemleri
Tam Homojenizasyon
Bu yöntemde sütün tamamı
homojenizatörden geçirilmektedir. Sütün yağ oranı düşük olduğu için tanecikler
daha iyi parçalanmakta ve daha iyi bir homojenizasyon sağlanmaktadır. Ancak tam
homojenizasyon, fazla zaman ve enerjiye gereksinim gösterdiğinden işletmeler
tarafından pek tercih edilmemektedir. Ayrıca büyük kapasiteli
homojenizatörlerin pahalı olması da yatırım maliyetini olumsuz etkilemektedir.
Kısmi Homojenizasyon
Enerji giderlerinin
düşürülmesi bakımından tercih edilen bir yöntemdir. Burada öncelikle sütün
kreması ayrılmaktadır. Kremanın yağ oranı; ayırma işlemi sırasında separatörün
ayarlanmasıyla ya da ayırma işleminden sonra yağsız süt ilavesiyle % 12-20
arasında olacak şekilde standardize edilmektedir. Bu krema homojenizatörden
geçirilmektedir. Böylece homojenizatörden geçirilecek süt miktarı toplam süt
miktarının % 20-25’i kadar olmaktadır. Homojenizasyon sıcaklığı 50-70°C ve
homojenizasyon basıncı ise tek kademeli olarak 150-200 kg/cm2 olarak
uygulanmaktadır. Homojenizasyon işleminden sonra krema yağsız sütle
karıştırılarak normal bileşime getirilmektedir. Bu yöntemde kremanın yağ oranı
yüksek olduğundan homojenizasyon etkinliği biraz zayıf olmaktadır.
İki Aşamalı Homojenizasyon
Homojenizasyon işleminden sonra, yağ
globüllerinde kümeleşme eğilimi görülürse ikinci bir homojenizasyon daha
yapılabilmektedir. Buna iki aşamalı veya iki kademeli homojenizasyon
denilmektedir. Bu yöntem bazı ürünlerde yağın iyi bir dağılımını sağlamak için
gerekebilmektedir. İlk homojenizasyonda 150-200 kg/cm2 basınç altında
parçalanan yağ globüllerinin, ikinci aşamada 20-40 kg/cm2lik bir basınçla
parçalanarak homojenizasyon etkililiği artırılmaktadır.
Homojenizasyonu
Etkileyen Faktörler
Sıcaklık
Homojenizasyon sıcaklığı
yağ taneciklerinin birleşmesi üzerinde etkili olduğundan önemli bir faktördür.
Sıcaklık arttıkça birleşme azalmaktadır. Bu nedenle homojenizasyon sıcaklığı
50°C’den yukarıda, genellikle 65°C olarak uygulanmaktadır.
Basınç
Homojenizasyon basıncı
arttıkça parçalanma sonucu oluşan yeni yağ taneciklerinin çapları
küçülmektedir. Süt için uygulanan homojenizasyon basıncı genellikle 100-200
kg/cm2 arasında değişmektedir. Homojenizasyon sırasında uygulanan basıncın bir
kısmı ısı enerjisine dönüştüğünden sütün sıcaklığında artma görülmektedir. Bu
nedenle sıcaklık artış miktarı dikkate alınarak homojenizasyon basıncı
belirlenmelidir.
Homojenizatör Memesinin
(Kafasının) Yapısı
Bu da parçalanmayı
etkileyen bir faktördür. Düşük basınçta iyi bir kavitasyon etkisi yaratan
memenin, homojenizasyon etkisi daha yüksek olduğu için tercih edilmektedir.
Memenin dizaynına göre homojenizasyon basıncı yarıya düşürülebilir.
Homojenizasyonun Avantaj
ve Dezavantajları
Yağ taneciklerinin toplam yüzey alanı arttığından,
taneciklerin homojen dağılımı sağlanır ve böylece yağın yüzeyde toplanması
önlenir. Işığı yansıtma yeteneği artar ve sütün rengi daha beyaz algılanır.
Sütün viskozitesi, yani kıvamı artar. Yağın yüzeyi arttığı için süt tadı
iyileşir. Süt yağı daha iyi sindirilmekte ve proteinin hazmolması
hızlanmaktadır. Peynir teknolojisinde kullanılacak sütün homojenize edilmesi,
peyniraltı suyuna geçen yağ miktarını azaltmakta, peynirin olgunlaşmasını
hızlandırmakta ve peynir yapısının yumuşak olmasını sağlamaktadır. Ancak
pıhtının yumuşak olmasının istenmediği durumlarda bu dezavantaj olmaktadır.
Yağ globüllerinin yüzey
alanı arttığından, starter bakterileri tarafından sentezlenen mikrobiyel lipaz
enziminin temas edeceği substrat konsantrasyonu da artmakta ve lipoliz
olasılığı yükselmektedir. Işık etkisine karşı duyarlılık artmakta ve ransit,
sabunumsu veya oksidasyon tadı gibi çeşitli tat kusurları ortaya
çıkabilmektedir. Mikrobiyel bulaşmalar için daha geniş bir alan oluşmaktadır.
Proteinlerin ısı stabilitesi azaldığından UHT süt üretiminde homojenizasyon
işlemi sterilizasyondan sonra yapılmaktadır.
KARIŞTIRMA İŞLEMLERİ
İki ya da daha
fazla sayıda özellikleri farklı maddelerin birbiri içinde homojen dağılmalarını
sağlama işlemidir. Karıştırılan bu maddelerin fiziksel özellikleri;
- Hepsi katı
olabilir (poşet çay, kabartma tozu, vanilya vb)
-katı+sıvı olabilir
(çay, şurup, salamura vb.) Maddelerin viskozitesi arttıkça onu karıştırmak için
gerekli olan kuvvetinde artması gerekir. Karıştırma işlemi için karıştırma kapları
ve karıştırıcılar kullanılmaktadır. Kullanılan kaplar ürünle reaksiyona
girmemelidir.
Karıştırıcılarda ise
motor, şaft ve karıştırma ekipmanları bulunur.
Karıştırıcının
özellikleri üzerine etkili olan faktörler
1. Karıştırılacak
maddelerin özellikleri
2. Karıştırılacak
maddelerin miktarı
3.Karıştırma
işleminden beklenen yararlar: homojen karışımlar elde etmek, ısıl işlemlerde
ısı geçiş yeknesaklığının sağlanması, ısı geçişinin hızlandırılması ve
homojenleştirilmesidir. Margarin, ekmek, pasta, kek, salata sosları, meyve
suları, dondurma, çerez üretiminde karıştırma gereklidir. Çerezlerde yanmanın
önlenmesi için karıştırma yapılır.
Karıştırma işleminde
girdap oluşabilir bu ürün içine hava karışmasına neden olur. Ayrıca özgül
ağırlığı yüksek olan katı maddelerin dipte birikmesine yol açar.
Girdap oluşması, suyun
karıştırma elemanı seviyesine kadar inmesiyle oluşur. Girdap oluşumunu önlemek
için; kabın içine engeller yerleştirilmelidir; kabın yan cidarları boyunca
yapılmış metal ya da çıtalar engellemek amaçlı kullanılabilir. Özellikle meyve suyu
ve yağ sanayinde girdap istenmez. Karıştırıcılar;
•Düşük veya orta
viskozitedeki sıvı karıştırıcılar
•Çarklar
•Kanatlı karıştırıcılar
•Türbinli karıştırıcılar
•Tokmaklı disk tipi
karıştırıcılar
• Pervaneli
karıştırıcılar olarak ayrılabilirler.
Karıştırma Yöntemleri
Sıvı-Sıvı
Bu amaçla kullanılan
cihazlar çarkları, deniz taşıtlarına ait pervaneleri ve türbinleri kapsayacak
şekilde standardize edilebilir. Basit çarklar genel olarak az ve basit olan
işler için kullanılır. Pervaneler karıştırma için daha çok kullanılır.
Sıvı-Katı
Katının küçük tanecikli,
sıvı viskozitesinin düşük ve sıvının birim hacmindeki katı miktarının az olduğu
durumlarda düz kanatlı türbin kullanılabilir. Böylelikle süspansiyon hâlinde
bir karışım elde etmek mümkündür. Bu şartlardan herhangi biri olmadığı takdirde
işlem yoğurma veya bir katının bir başka katı ile karıştırılması şeklinde
gerçekleştirilir.
Sıvı-Gaz Bu işlem genelde gazın bir
türbin altına enjekte edilmesi şeklinde yapılır. Gazın bir pervane altına
gönderilmesi fayda sağlamaz. Çünkü pervaneden doğan akım eksenel ve aşağıya
doğrudur. Tamamıyla bu yönde olmamakla beraber eski bir metot da şu şekildedir:
Bir tank içindeki sıvıya delikli bir boru içinden gaz gönderilmesi. Bu metot
homojen bir karışım elde etmek için yetersizdir.
Katı-Katı Bu konuda sistematik bir
sınıflandırma yapmak mümkün değildir. Çok değişik tiplerde cihazlar kullanılır.
Ayrıca endüstri kolları farklı olsa da bu cihazların yapıları genelde aynıdır
Karıştırmaya Etki Eden
Faktörler
Sıcaklık: sıcaklık artışı karıştırmayı
kolaylaştırır
Karıştırma
süresi: ürünün kalitesini
etkiler. Süre uzadıkça homejen bir karışım elde edilir ancak enerji maliyeti
artar. Gereğinden az bir karıştırma ise topaklanmaya sebep olur. Karıştırıcı tipi Devir sayısı: Karıştırıcı elemanın birim zamanda
(1 dk. ) kendi ekseni etrafındaki dönüş sayısına devir sayısı denir.
Karıştırmanın istenilen şekilde gerçekleştirilebilmesi için karıştırma
elemanının belirli bir devirde dönmesi gerekir.
EMÜLSİYON
Emülsiyon, karışmayan iki sıvının birbiri içinde
dağılmasıyla oluşan heterojen sistemlerdir.
Sıvılardan dağılan
damlacıklar karışımın iç fazını, dağılan damlacıkları içeren faz ise dış fazı
oluşturur. İç fazı oluşturan damlacıklara “globül” adı verilir. Emülsiyon hazırlanmasında emülsiyonu
oluşturan yağ ve su fazları iki şekilde dağılım gösterir:
Su iç fazı yağ dış fazı
oluşturuyorsa su/yağ ( s/y: yağ içinde su)
Yağ iç fazı su dış fazı
oluşturuyorsa yağ/su ( y/s: su içinde yağ)şeklinde ifade edilir.
Emülsiyonlarda Aranan
Özellikler
Emülsiyonu oluşturan iki
faz birbirinden ayrılmamalıdır.
Emülsiyon içinde bulunan
yağ acımamalıdır.
İçerisinde küf ve mikroorganizma
ürememelidir Emülsiyon Oluşumu Birbirine karışmayan iki sıvı, çalkalandığı
zaman her iki fazda da damlalar oluşur. Çalkalama tamamlandıktan bir süre sonra
damlalar bir araya gelerek tekrar ayrı iki faz oluştururlar.
Sıvıların birbiri içinde homojen bir
şekilde dağılması ve damlaların iç fazda uzun süre kalması için sisteme
emülgatör (yüzey etken madde) eklenir. Böylece sıvılar arasındaki yüzey
gerilimi de azalmış olur. Homojen görünüm sağlanır. Bu görünüm uzun süre kaldığında
oluşan emülsiyonun dayanıklılığı da artmış olur. Eklenen emülgatör emülsiyonu
oluşturan hidrofil ve hidrofob fazlar arasında düzgün bir şekilde dağılır. Bu
dağılım iç fazın damlacıkları çevresinde gerçekleşerek iç faz damlacıklarının
bir araya gelmesini engeller. Böylece emülsiyon içinde homojen bir dağılım
sağlanır.
Emülsiyon Bileşenleri Bir emülsiyon içeriğinde; yağ fazı, su
fazı ve emülgatör ( emülsiyon oluşturucu) vardır. Ayrıca kullanım amacına uygun
olarak antimikrobiyal, antioksidan, koku veren madde, tatlandırıcı ve etken
madde içerir. Emülsiyon içerisinde yer alan karbonhidrat, protein ve sterol
gibi maddeler mikroorganizmaların üremesine neden olur. Mikroorganizmaların
üremesi sonucu emülsiyonun kokusu ve rengi bozulabilir ve kıvamında değişiklik
gözlenebilir. Yani emülsiyon kararsız hale gelebilir. Bu durumu önlemek
amacıyla emülsiyon içeriğine antimikrobiyal maddeler eklenir. Emülsiyon
içerisinde %20’den fazla etil alkol, %67 şeker, %10’dan fazla pololidler ve
%40-50 gliserin veya sorbitol bulunması durumunda, emülsiyon sistemi kendi
kendini korur ve ek bir koruyucu maddeye gerek kalmaz. Emülsiyonlarda bulunan
doymuş yağ molekülleri ve doymamış hidrokarbonlar kolaylıkla oksidasyona
uğrayabilir. Oksidasyon emülsiyondaki yağın acımasına ve emülsiyonun
bozulmasına neden olur. Bunu engellemek için emülsiyon bileşimine antioksidan
maddeler eklenir.
Emülsiyonların Kullanım
Alanları
Emülsiyonlar,
çözeltilere göre etken maddenin kimyasal kararlılığını (stabilitesini) daha iyi
koruyan, tadı ve kokusu kötü olan maddelerin kullanımında kolaylık sağlayan
sistemlerdir. Ayrıca emülsiyonlar kanser tedavisinde, yapay kan verilmesinde,
tanı amacıyla görüntülemede vb. birçok nedenden dolayı önemli bir yere
sahiptir. Kozmetik amaçlı kullanılan krem, losyon ve merhemlerin çoğu emülsiyon
yapısındadır. Bunun dışında tarım ve gıda (sosis, salam, helva, çikolata,
margarin, mayonez vb.) endüstrisinde de yaygın olarak kullanılmaktadırlar.
Emülsiyonların
Hazırlanış Yöntemleri
Emülsiyonların
içeriğine, ürün miktarına ve çeşidine göre farklı hazırlanış yöntemleri vardır.
Küçük çapta emülsiyon hazırlamada başlıca üç yöntem uygulanır. Her üç yöntemde
de önce çekirdek (primer) emülsiyon oluşturulur. Çekirdek emülsiyon için yağ,
su ve zamk belirli oranlarda karıştırılır.
Kuru zamk Yöntemi Bu yöntemde emülgatör çözünmediği faza
serpiştirilerek eklenir. Homojen oluncaya kadar hızlı bir şekilde karıştırılır.
Çekirdek emülsiyon için gerekli su ilave edilerek aynı yönde sürekli
karıştırılır. Çekirdek emülsiyon oluşunca karakteristik şakırtı sesi duyulur.
Oluşan çekirdek emülsiyona dış faz durumunda olan sulu faz azar azar ilave
edilerek emülsiyon istenilen miktara tamamlanır. Bu yöntem y/s tipi emülsiyon
hazırlamada uygulanır. Yaş
zamk Yöntemi Kullanılacak
emülgatör çözündüğü faza (dış faz) eklenir ve eritilir. Üzerine diğer faz (iç
faz) eklenerek çekirdek emülsiyon oluşturulur. Daha sonra dış fazın geri kalan
kısmı eklenerek emülsiyon istenilen miktara tamamlanır. Bu yöntemle hem y/s,
hem de s/y tipi emülsiyon hazırlanabilir.
Şişe
Yöntemi
Bu yöntem uçucu yağ
içeren emülsiyonların hazırlanması için uygulanır. Bunun için yağlı faz şişe
içine konur, içine arap zamkı ilave edilerek iyice çalkalanır. Üzerine dış faz
olan su eklenerek çalkalanır. Böylece çekirdek emülsiyon elde edilir, sonra
kalan dış faz ile
istenilen miktara
tamamlanır.
İlaç sanayinde büyük
miktarda emülsiyonların üretiminde iç ve dış fazlar 70-72oC’de ısıtılır. İki
faz daima ayrı karışımlar olarak hazırlanır. Her iki karışım da filtre edilir.
Genellikle iç faz dış faz üzerine yavaş yavaş ve karıştırılarak ilave edilir.
Karıştırma işlemi emülsiyon soğuyuncaya kadar devam eder.
Karıştırma için yüksek devirli bir
karıştırıcı kullanılır. Bu tip karıştırıcılarda çok miktarda emülsiyon
hazırlanabilir. Karıştırıcıların kullanılması sırasında sıcaklık artışı
görülebilir. Bu nedenle karıştırıcılarda soğutma sisteminin de bulunması
gerekir. Ancak bu ekipmanla ince bir dispersiyon yapmak mümkün değildir.
Dispersiyon, iç fazın dış faz içinde homojen olarak dağılmasıdır.
Emülsiyon Kontrolü
Emülsiyonlar fiziksel olarak genellikle
dayanıksızdırlar. Dayanıklı bir emülsiyonda; Dağılmış olan fazda hiçbir ayrılma
görülmemeli, Kolaylıkla akabilmeli, Az bir çalkalamada tekrar dayanıklı
görünümüne gelmelidir. Emülsiyonun bekletilmesi sırasında bazı sorunlarla
karşılaşılabilir. Bunlar aşağıda açıklanmıştır.
Kremalaşma: Dış faz iç fazdan daha yoğunken (y/s emülsiyonu)
damlacıkların üste toplanmasıdır. Kremalaşma sonrasında emülsiyon
çalkalandığında tekrar eski görünümünü alır.
Flokülasyon: İç faz, damlacıklarının geri dönüşümlü
olarak bir araya gelmesidir. Bu durum kremalaşma esnasında, öncesinde ve
sonrasında gerçekleşebilir.
Koalesans: Emülsiyon damlacıklarının birleşerek
büyük damlalar oluşturmasıdır.
Faz Ayrılması: Damlacıkların kremalaşma ve koalesansa
göre daha fazla miktarının birleşmesiyle oluşur. Çalkalama sonrasında emülsiyon
tekrar eski halini almaz.
Faz Dönüşümü: Bir emülsiyonun s/y tipinden y/s tipine dönüşmesi veya bu
olayın tersine denir. Bu durum emülsiyon hazırlanırken her iki fazın
karıştırılması, ısıtılması veya soğutulması sırasında görülebilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder