SAYFAMA HOŞ GELDİNİZ. ZİRAAT ALANINDAKİ TÜM GELİŞMELER İÇİN LÜTFEN TAKİPTE KALIN

8 Haziran 2016 Çarşamba

Akarsu Havzaları TEZ



Ücretsiz İndirme Linki :
Buraya Tıklayarak Tamamını İndirin


1. GİRİŞ Mevsim normallerinin üstünde uzun süre devam eden sıcaklıklar, barajlardaki su oranlarının azalması, su sağlayıcısı şirketlerin, rezervler, nehirler ve akarsularda ki su miktarının yıllar sonra en düşük seviyeye indiğini açıklaması,  küresel ısınma ve su kıtlığı tartışmalarını tekrar gündeme getirdi. Amerikan Ulusal İstihbarat Ofisi'nin raporuna göre, dünyada içme suyu kaynakları 2040 yılına kadar küresel talebe cevap veremeyecek. Raporda Ortadoğu, Güney Asya ve Kuzey Afrika su kıtlığının en şiddetli hissedileceği bölgeler olarak sıralandı. Su kaynaklarına ilişkin sıkıntı, gelişmekte olan ülkelerin hidroelektrik santrallerinden enerji elde edilmesini de güçleştirecek, ekonomik potansiyellerini olumsuz etkileyecek. 
Dünya nüfusunun % 60′ından fazlasına sahip Asya kıtası, bu kullanılabilir suyun % 36′lık bir kısmına sahip. Öte yandan dünya nüfusunun % 6′sına karşılık gelen Güney Amerika kıtasında kullanılabilir suyun % 26′sı bulunuyor. Sadece Amazon nehri ise tüm dünya üzerindeki kullanılabilir suyun % 15′ini oluşturuyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün tahminlerine göre 2025 yılında dünya nüfusunun % 66′sı su sıkıntısı çekecek.
Randhir'e göre tarihsel olarak bakıldığında Ortadoğu'da ve Amerika'nın bazı bölgelerinde böyle uyuşmazlıklar bekleniyor. Su kaynaklarının farklı ülkeler tarafından paylaşıldığı bölgelerde de su sorunları bekleniyor. Randhir bunlara Nil Nehri ve Amerika ile Kanada arasındaki bölgeyi örnek veriyor.
Olası su savaşlarının taraflarıyla ilgili çok sayıda öngörü bulunuyor. Bunlardan en dikkat çekicisi dünya nüfusunun % 5'ini barındırmasına rağmen dünya su kaynaklarının sadece % 1'ine sahip olan Ortadoğu’dur. Yakın dönemde ve günümüzde petrol gibi enerji kaynakları ekseninde çatışmaların yaşandığı Ortadoğu böyle giderse bir de su için savaşacak. UNESCO'ya göre Ortadoğu'da su kaynakları için çıkabilecek olası çatışmalar şöyle:
Fırat ve Dicle için Türkiye, Suriye ve Irak arasında çatışma olasılığı görülüyor. Şeria Nehri için ise Ürdün, İsrail, Lübnan ve Filistin arasında anlaşmazlıklar var ve çatışma olasılığı bulunuyor. Afrika'da ise Nil Nehri'nin Mısır, Etiyopya ve Sudan arasındaki bir su savaşına neden olması hiç de uzak bir ihtimal değil. Orta Asya'da ise Aral gölü etrafında Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Kırgızistan arasında bir hesaplaşma olasılığı var. Güney Asya'da Wular Barajı ile ilgili Hindistan-Pakistan gerilimi var. Farraka barajı için Hindistan ile Bangladeş geriliyor. Mahakali Irmağı ise Nepal ile Hindistan'ın arasında el bombası gibi duruyor. Güneydoğu Asya'da Mekong Irmağı'nı denetleyecek barajlar yapmaya kalkışan Kamboçya, Çin, Laos, Myanmar, Tayland ve Vietnam'ın karşı karşıya gelme olasılığı var. Güney Afrika'da Bostwana ve Namibya birçok kez su için çatışmanın eşiğine geldi.
Libya'nın tükettiği fosil sular ise Cezayir'i geriyor. ABD ile Meksika arasındaki Kolorado Irmağı suyunun paylaşımı sorunu da bir dinamit gibi ortada duruyor. Uruguay, Arjantin, Brezilya ve Paraguay'ı kapsayan La Plata da Güney Amerika'nın da çatışma olasılıkları içinde yer alabileceğini gösteriyor. Tarih boyunca su ile ilgili sebeplerden yaşanmış kimi anlaşmazlıklar, çatışmalar ve bölgesel ayaklanmalar da oldu.
1990 yılında Atatürk Barajı'nın yapımı için bir süre Fırat'ın sularının akışı engellendi. Suriye ve Irak Türkiye'yi protesto etti ve barajın Türkiye için bir savaş silahı olduğunu savundu (10).
Tüm bu varsayımlar dikkate alındığında ve Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik, siyasal konum göz önünde bulundurulduğunda su kullanımı ve su havzalarımızın yönetimi büyük önem arz etmektedir.

Devamı İçin Lütfen Yukarıdaki Linkten Slaytı İNDİRİN ! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder