Ücretsiz İndirme Linki :
Buraya Tıklayarak Tamamını İndirin
Devamı İçin Lütfen Yukarıdaki Linkten Slaytı İNDİRİN !
1.
GİRİŞ Mevsim
normallerinin üstünde uzun süre devam eden sıcaklıklar, barajlardaki su
oranlarının azalması, su sağlayıcısı
şirketlerin, rezervler, nehirler ve akarsularda ki su miktarının yıllar sonra
en düşük seviyeye indiğini açıklaması, küresel ısınma ve su kıtlığı tartışmalarını
tekrar gündeme getirdi. Amerikan
Ulusal İstihbarat Ofisi'nin raporuna göre, dünyada içme suyu kaynakları 2040
yılına kadar küresel talebe cevap veremeyecek. Raporda Ortadoğu, Güney Asya ve
Kuzey Afrika su kıtlığının en şiddetli hissedileceği bölgeler olarak sıralandı.
Su kaynaklarına ilişkin sıkıntı, gelişmekte olan ülkelerin hidroelektrik
santrallerinden enerji elde edilmesini de güçleştirecek, ekonomik
potansiyellerini olumsuz etkileyecek.
Dünya nüfusunun % 60′ından fazlasına sahip Asya
kıtası, bu kullanılabilir suyun % 36′lık bir kısmına sahip. Öte yandan dünya
nüfusunun % 6′sına karşılık gelen Güney Amerika kıtasında kullanılabilir suyun
% 26′sı bulunuyor. Sadece Amazon nehri ise tüm dünya üzerindeki kullanılabilir
suyun % 15′ini oluşturuyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün tahminlerine göre 2025
yılında dünya nüfusunun % 66′sı su sıkıntısı çekecek.
Randhir'e göre tarihsel olarak bakıldığında
Ortadoğu'da ve Amerika'nın bazı bölgelerinde böyle uyuşmazlıklar bekleniyor. Su
kaynaklarının farklı ülkeler tarafından paylaşıldığı bölgelerde de su sorunları
bekleniyor. Randhir bunlara Nil Nehri ve Amerika ile Kanada arasındaki bölgeyi
örnek veriyor.
Olası su savaşlarının taraflarıyla ilgili çok
sayıda öngörü bulunuyor. Bunlardan en dikkat çekicisi dünya nüfusunun % 5'ini
barındırmasına rağmen dünya su kaynaklarının sadece % 1'ine sahip olan Ortadoğu’dur.
Yakın dönemde ve günümüzde petrol gibi enerji kaynakları ekseninde çatışmaların
yaşandığı Ortadoğu böyle giderse bir de su için savaşacak. UNESCO'ya göre
Ortadoğu'da su kaynakları için çıkabilecek olası çatışmalar şöyle:
Fırat ve Dicle için Türkiye, Suriye ve Irak
arasında çatışma olasılığı görülüyor. Şeria Nehri için ise Ürdün, İsrail,
Lübnan ve Filistin arasında anlaşmazlıklar var ve çatışma olasılığı bulunuyor.
Afrika'da ise Nil Nehri'nin Mısır, Etiyopya ve Sudan arasındaki bir su savaşına
neden olması hiç de uzak bir ihtimal değil. Orta Asya'da ise Aral gölü
etrafında Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Kırgızistan
arasında bir hesaplaşma olasılığı var. Güney Asya'da Wular Barajı ile ilgili
Hindistan-Pakistan gerilimi var. Farraka barajı için Hindistan ile Bangladeş
geriliyor. Mahakali Irmağı ise Nepal ile Hindistan'ın arasında el bombası gibi
duruyor. Güneydoğu Asya'da Mekong Irmağı'nı denetleyecek barajlar yapmaya
kalkışan Kamboçya, Çin, Laos, Myanmar, Tayland ve Vietnam'ın karşı karşıya
gelme olasılığı var. Güney Afrika'da Bostwana ve Namibya birçok kez su için
çatışmanın eşiğine geldi.
Libya'nın tükettiği fosil sular ise Cezayir'i
geriyor. ABD ile Meksika arasındaki Kolorado Irmağı suyunun paylaşımı sorunu da
bir dinamit gibi ortada duruyor. Uruguay, Arjantin, Brezilya ve Paraguay'ı
kapsayan La Plata
da Güney Amerika'nın da çatışma olasılıkları içinde yer alabileceğini gösteriyor.
Tarih boyunca su ile ilgili sebeplerden yaşanmış kimi anlaşmazlıklar,
çatışmalar ve bölgesel ayaklanmalar da oldu.
1990 yılında Atatürk Barajı'nın yapımı için bir
süre Fırat'ın sularının akışı engellendi. Suriye ve Irak Türkiye'yi protesto
etti ve barajın Türkiye için bir savaş silahı olduğunu savundu (10).
Tüm bu varsayımlar dikkate alındığında ve Türkiye’nin
içinde bulunduğu jeopolitik, siyasal konum göz önünde bulundurulduğunda su
kullanımı ve su havzalarımızın yönetimi büyük önem arz etmektedir.Devamı İçin Lütfen Yukarıdaki Linkten Slaytı İNDİRİN !
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder